Anne Olmak

Geçen gün tavsiye üzerine bir film seyrettim. Bir İran filmi! Etkilenmemek elde değildi. Hala kulağımdan gitmiyor o kemanın incecik nağmeleri, sesi, tınısı ve “Mi Mesle Mathar” yani tercümesi “Anne Gibi” olan filmin o coşkun anlatımı. Yönetmen filminde hayatın içinden bir çok insanın karşılaşabileceği sorunları, sorunlar karşısında yaşadığı duyguları adeta şiir gibi işlemiş. “Anne olmak” ne de yoğun değerler ve duygular katıyor hayata. Bu duyguların yoğunluğu ile orantılı olarak büyüyor bir çocuk.  İlk önce annesinin penceresinden dünyaya bakmayı öğreniyor bir bebek. Sonrasında  bebek,  çocuk olduğunda kendi penceresi ile birleştiriyor olup bitenleri. Bir yetişkin halini aldığında ise kendi yakın çevresinde yaşayanların ve yaşananların farkındalığı  ile benlik algısını ve benlik idealini oluşturuyor.

Anne olmak, kişinin duygularını her geçen gün biraz daha farklılaştırmaktadır. Anne bir çocuğun kendi ellerinde nasıl da hayat bulduğunu ve gözlerinin önünde nasıl da büyüdüğünü izlemektedir. Bütün bunlar olurken anne ve çocuk arasında müthiş bir bağ kurulmaktadır. Bu bağın kurulması sonucunda bir kadın kendisini anne olarak hissedebilmektedir. Anne ve çocuk arasında gerçekleşen bağlanma sonucunda çocukta güven ilişkisi oluşmaktadır. Çocuk güvendiği bir kişiye yani annesine bağlanmaktadır. Sevgi ise güvenli bağlanmanın en büyük kaynağını oluşturmaktadır. Dünyanın en güzel duygusudur sevmek. Zaman alan, emek isteyen ve bütün güzel duyguların oluşmasında en büyük etkendir sevmek. Anne olmanın da mihenk taşıdır sevmek. Fakat bir annenin çocuğunu sevebilmesi için gerekenler vardır. Kadın önce “anne olmayı” sevmelidir herşeyden önce. Anne olmayı çocuk yaştan itibaren sevdiren bir çevresi,  anne olmanın önemini anlatan bakış açısı ile beslenmelidir bir kız çocuğu. Filmlerde, dizilerde, okullarda, tiyatrolarda, konserlerde, hayatın bir çok köşesinde anne olmanın eşsiz güzelliği ve önemi vurgulanmalıdır dünyaya. Bir insan şekillendirmenin, insanın var olmasında büyük katkı ve enerji harcamanın kutsiyeti vurgulanmalıdır konferans salonlarında.

Anne olmak ve insan olmak arasındaki derin bağın anlamı tartışılmalı her sempozyumda. Bir çocuğun öfkesini nasıl yatıştırabildiğini, çocuğun baktığı çerçeveden dünyaya bakabildiğini tecrübe eden konuşmalar yer almalı her bir oturumda. Çocuğunu yetiştirirken, annelerin karşılık kollanmaksızın verdiği emeğin ve desteğin önemli olduğunu anlatmalı tüm uzmanlar. Anne olmak sevdirilmeli tüm bu çalışmalar sonucunda kadınlara. Anne olan bir kadına öncelikle sosyal ve ekonomik  destek sunulmalıdır. Sonrasında da anne olmanın eşsiz güzelliği hakkında bilgiler verilmeli, yabancılık çektiği her adımda ne yapması gerektiği konusunda yardım alabileceği profesyonel destekçisi olmalıdır.

Çünkü büyük bir sorunla karşı karşıyayız son dönemlerde. Bir çok kadın, kadın olmayı, süslenmeyi, ev gezmelerini, kariyer yapmayı, okumayı, iş güç sahibi olmayı hedeflerken, anne olmayı eğreti bir durum olarak değerlendiriyor. Günümüzde bir çok çift  evlenmiş olmak için evleniyor. Birlikte yaşamak ve yalnızlığını gidermek için evliliği planlıyor. Ne yazık ki bir çocuk sahibi olmayı çok fazla öteliyor çiftler. Çocuk sorumluluğu almaktan yana sıkıntı duyabiliyorlar. Bu sıkıntılar ise  insanın var oluş amacını, üretkenlik ile ilgili doğal sürecini kısırlaştırmaktan öteye geçemiyor.

Ayşe Handan Özkan Selim

Klinik Psikolog

Bir Cevap Yazın