Anoreksiya Nervoza

Anoreksiya Nervoza bir yeme bozukluğudur. Yeme bozuklukları tıbbi, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açan, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bozukluklardır. Anoreksiya; çok az miktarda besin alımı, yemeyi reddetme ve sonucunda oluşan kilo kaybıyla karakterizedir. Anoreksiya nervoza terimi Yunanca ‘iştah kaybı’ anlamına gelir.

Anoreksiya nervozadaki temel belirtiler; zayıf bir bedene sahip olma arzusu, kilo almaktan aşırı korku, beden imgesinde bozukluk ve adet kesilmesidir. Hasta kilo kaybetme amacıyla özel davranış biçimleri geliştirir. Hastaların yaklaşık yarısı bütün yiyecek alımını ileri derecede azaltarak kilo kaybeder. Bazıları yoğun egzersiz yapar. Hastaların diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Kadınlarda daha çok görülür. Anoreksiya nervoza için en riskli yaşlar 14-15 yaşlarıdır. Genelde ergenlik döneminde başladığı bildirilir ancak çok ender de olsa 9 yaşında ve menopoz sonrası kadınlarda başladığını bildiren çalışmalar da vardır.

Nedenleri?

Biyolojik Nedenler

Yeme bozukluklarının açıklanmasında biyolojik modelde genetik yatkınlıktan bahsedilmektedir. Ancak yatkınlık belirleyen kalıtımsal bir faktör belirlenememiştir.

Psikolojik Nedenler

Altman ve Lock (1987) yeme bozukluğuyla ilgisi olan psikolojik ve davranışsal faktörleri değerlendirmiş ve özellikle de bebeklik ve çocukluk dönemlerindeki beslenme zorluklarının daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan yeme bozukluğuyla bağlantısı olduğunu belirtmişlerdir. Yazarlar aynı zamanda boyun eğen, mükemmeliyetçi, utangaç, depresif ve obsesif eğilim taşıyan kişilerin anoreksik bozukluk geliştirme riskinin daha yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca ciddi boyutta stresli yaşantılara maruz kalan çocukların normal çocuklara göre yeme bozuklukları riski taşımalarının daha yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Anne çocuk arasında sevgi bağının güvensiz olmasının da yeme bozukluklarında rolü olduğu düşünülmektedir.

Sosyo-Kültürel Nedenler

Modern toplumlarda ince bedene sahip olmak kabul görmektedir. İsteyerek diyet yapanların çoğunluğu daha çekici olma amacındadır. Yayın organları seçtikleri modellerle zayıflığın güzellik olduğunu sergilemekte, genç kızlar bu modellere özenmektedir.

Anoreksiya nevroza problemi olanlar üç önemli özellik taşırlar:

  • O yaş ve boy için normal ağırlıktan %85 daha az ağırlıkta olmak.
  • Kilo almaya ilişkin yoğun endişe.
  • Saptırılmış, bozuk bir beden imgesi.

Tedavi

Yeme bozukluklarının tedavilerinde hem ilaç tedavilerinin hem de psikoterapötik tedavilerin bir yeri vardır. Sağlıklı kilosu %20’nin altına inenlerde yatarak tedavi gerekir. Anoreksiya tedavisinde ikinci kuşak antipsikotiklerden sıklıkla olanzapin, ketiapin ve risperidon kullanıldığı saptanmıştır. Psikoterapi, yeme bozukluğunun çekirdek patolojik inançları ve hastalığa katkısı olan psikopatolojik bileşenlerin değiştirilmesine yöneliktir. Psikoterapinin özü başarılı bir şekilde hastaları tutma, onlarla bağlantı kurma, hastaların kendilik farkındalığı ile motivasyonu sağlaması, kilo kaybetmenin çekiciliği ile ilgili aşırı değer verilen inançları ve fobik şişmanlık korkusunun yerine sağlıklı, normal kiloyu kabul etmesini, kişisel yeteneklerini fark etmesini sağlamaktır. Bilişsel-davranışçı terapilerin etkinliği ile ilgili kanıtlar giderek artmaktadır. Psikodinamik yönelimli psikoterapiler, odaksal analitik yaklaşımlar, aile ve kişiler arası terapiler yararlı olmaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

Kabakçı, E. & Demir, B. (2001). Yeme bozuklukları. Hacettepe Tıp Dergisi, 32(2).
Öyekçin, D.G. & Şahin, E.M. (2011). Yeme bozukluklarına yaklaşım. Türk Aile Hekimliği Dergisi, 15(1).
Türkiye Psikiyatri Derneği, ‘‘Yeme Bozuklukları’’, http://www.psikiyatri.org.tr – Erişim Tarihi:Nisan 2015
Siyez, D.M. (2006). Yeme Bozukluğu Olan Çocuklar ve Ergenler Etiyolojisi İle İlgili Çalışmalar, Müdahale, Değerlendirme ve Tedavi. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, 20.

Ayşenur Pir

Psikolojik Danışman


Bir Cevap Yazın