porno videolar
İntihar Psikolojisi | Acıbadem Psikoloji

İntihar Psikolojisi

İntihar, bir kimsenin çeşitli nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesidir. İntihar düşüncesi, eğilimi ve girişimi yaşama dürtüsüne karşıdır. Bu nedenle ruhsal açıdan bir bozukluk belirtisi olarak kabul edilir. Dünyada her gün yaklaşık 1000 kişinin intihar ettiği tahmin edilmektedir.¹

İntihar vakalarının nedenleri nelerdir?

Bireylerin kendisi için önemli saydığı biriyle olan ilişki sorunları intihara neden olan durumların başında gelir. Aileden birinin ölümü, ağır bir hastalık tanısı, parasal sorunlar ve kimlik sorgulamaları intihar riskini artıran durumlardır. Ayrıca bir intihara şahit olmak ve kişinin kendini ölen kişiyle özdeşleştirmesi o kişinin intihar riskini artırır.

İntihar eden veya intihar girişiminde bulunan kişilerin yaklaşık %90’ının hâlihazırda en az bir tane psikolojik rahatsızlık tanısı vardır. İntihara kalkışan kişilerde saptanan psikolojik rahatsızlıkların başında depresif bozukluklar gelmektedir. Şizofreni ve demans (bunama) da saptanan diğer psikolojik rahatsızlıklardandır. Ayrıca alkol ve madde bağımlılığı da intiharı tetikler.

Ağır depresyondaki danışanlar özellikle iyileşme dönemlerinde intihar girişiminde bulunabilir. Bunun sebebi şudur: Birey depresyonun en yoğun olduğu döneminde çaresizlik, acı, güçsüzlük ve umutsuzluk hisseder. İçinde bulunduğu durumdan bir çıkış yolu arar. Depresyonun verdiği karamsarlık duygusu içinde bireyin bulduğu tek yol intihardır. Ayrıca kişi geride kalacaklardan öç almak, onlara pişmanlık ve acı hissettirmek için de intiharı çıkış yolu olarak seçebilir. Ancak bu çıkış yolunu gerçekleştirmek için içsel kaynağı yoktur. İyileşme dönemine girdiğinde ise en baştan beri aklında olan intihar için gerekli olan içsel kaynakları oluşur. Bireyin artık intihar etmek için gücü vardır ve birey intihar planı yapabilir. Bu dönemde intihar kararı almış kişiler birdenbire rahatlamış ve iyileşmiş gibi görünürler. Rahatlamış görünmelerinin sebebi gerçekte iyileşmiş olmaları değil, bir karar almış olmalarıdır.

Şizofren bireylerde görülen intiharlar daha çok halüsinasyonlarla ve hezeyanlarla ilgilidir.

İntihar riskinin olduğu diğer bir rahatsızlık alkol veya madde bağımlılığıdır. Yüksek dozda madde ya da alkol alımı, zayıf sosyal destek, dürtüsellik ve işsizlik gibi faktörler bağımlı kişilerde intihar riskini artırır.

Kişilik bozukluğu, anksiyete bozuklukları ve yeme bozuklukları da intihar vakaları için risk faktörlerindendir.

Çocukluk dönemindeki deneyimler, kişinin tüm hayatını her açıdan etkiler. Bu dönemde istismara uğrama, kötü bir olaya tanıklık etme, ebeveynler tarafından ihmal edilme gibi travmalar erişkinlikte birçok ruhsal hastalığa yol açabilmenin yanı sıra intihar eğilimine de sebep olmaktadır.

Genetik faktörler de intihar eğiliminde rol oynamaktadır. Beyindeki serotonin maddesinin az olması intihar riskini artırır. Ailede intihar eden birinin olması, ailenin diğer üyelerinin intihar riskini artırır.

İntihar konusunu araştıran başlıca kuramlardan biri psikanalitik kuramdır. Bu kurama göre; depresyondaki kişi gerçek ya da düşsel bir kayıp yaşamıştır. Kişi kaybedilen nesneye karşı öfke ve hayalkırıklığı hisseder. Bu kaybın kişiye yaşattığı yoğun olumsuz duygularla beraber kişinin id, ego ve süperegosunda çatışma yaşanır. Süperego kişinin nesneye karşı duyduğu duyguları dışa vurmasına izin vermez ve bu yüzden kişi bu duyguları kendine yöneltir. Böylece kişi, yoğun bir suçluluk ve aşağılanma duygusu içine girer. Kayıp karşısında zaten yoksullaşmış olan ego, bu duygular karşısında kendini savunamaz ve duyguların verdiği acıdan kurtulmanın bir yolu olarak intiharı seçer.

İntihara ilişkin yapılan kuramlardan bir diğeri de Durkheim’in kuramıdır. Durkheim’a göre intihar sosyolojik bir olgudur. Kişinin, parçası olduğu topluma yabancılaşması ve toplumda olan bağlarının zayıflaması sonucunda meydana gelir. Ayrıca kişinin parçası olduğu toplum değerlerine aşırı bağlılığı da kişiyi intihara götürebilir.

İntiharı planlamış kişiler genellikle öncesinden çevreye intihar ile ilgili sinyaller verirler. Yakınlarını arayabilir, vedalaşma niteliğinde konuşmalar yapabilirler. Ayrıca planlamadan intihar eylemine girişen bireyler de vardır. Bu bireyler çoğunlukla kadınlar ve ergenlerdir. Gerçekte intiharı amaçlamadan intihara kalkışırlar. Aslında intihar eylemlerini dürtüsel bir şekilde çaresizliklerini ve yardım çağrısını duyurmak için yaparlar.

İntiharı düşünen kişiler çevrelerinden uzaklaşabilir, yeme ve uyuma alışkanlıklarını değiştirebilir ve içlerine kapanabilirler. Kendini değersiz hissetme, sık sık ağlama, dikkatini toplayamama gibi ağır depresyon belirtilerini daha sık gösterebilirler. Umutsuzluk, çaresizlik ve keder içinde intihardan başka çözüm yolu düşünemezler. Böyle bir dönemde sosyal destek, hayatının monotonluğunu kıracak faaliyet, spor ile gezi gibi aktiviteler oldukça önemlidir.

İntihar girişimleri vakalarında mutlaka bir uzmanla görüşmek elzemdir. Psikoterapi, intihar düşüncesinin altında yatan sebepleri bulup çözmek ve kişiyi içinde bulunduğu kriz döneminden kurtarmak için gerekli olan tedavi yoludur. Ayrıca ilaç kullanımı da gerekmektedir. İlaç, serotonun hormonu salgılayarak intihar girişiminin tekrarlanmasını engellemektedir. İntihar vakalarında ilaç yardımı terapiyi daha stabil ve böylece yararlı bir hale getirir.

Gülay Bahar

Psikolojik Danışman

Referanslar

  1. Özsoy, S. D., & Eşel, E. (2003). İntihar (Özkıyım). Anadolu Psikiyatri Dergisi,4(3), 151-158.
  2. Roy, A. (1982). Risk factors for suicide in psychiatric patients. Archives of General Psychiatry, 39(9), 1089-1095.

 

Bir Cevap Yazın