porno videolar
Kadınlar Ait, Erkekler Sahip Olmak İster | Acıbadem Psikoloji

Bir kadın ile bir erkeğin arasında ne tür bir benzerlik vardır? diye bir soru yöneltsem acaba ne düşünürdünüz. Ben söyleyeyim, “HİÇ”!!! Evet evet yanlış duymadınız, böyle bir sorunun cevabı sadece hiçtir.

Kadın olmakla erkek olmanın tek buluştuğu nokta vardır. O da insan olmaktır. Her iki cinsi de aynı noktada buluşturan tek benzerlik sadece insan olmaktan geçer. Bunun dışında iki cinste birbirinden tamamen farklıdır. Bir kadın armut gibidir, bir erkek ise elma gibidir. İki meyve de birbirinden tamamen farklıdır. Tek ortak noktaları meyve olmalarıdır. Ne elmanın tadı armuda, ne de armudun kokusu elmanınkine benzer. Fakat bu farklılığın böylece bilinmesine rağmen insanlar karşı cinsinden olan biriyle sıkıntı yaşayabilmektedir. Bu sıkıntılar genellikle kadın erkek ilişkisinde ortaya çıkmaktadır.

Bir kadın ne bekler ve ne yapabilir, bir erkek ne ister ve ne yapabilir gibi soruları, sorun haline getirebilmektedir. Bir erkek için hayat daha farklı, bir kadın için hayat daha farklı akmaktadır. Bir durum karşısında verilen tepkiler, hayata uyum, dünyada olup biten olayları anlama biçimi hep farklı olur. Bir kadının verdiği tepkiler bir kadın gibi, bir erkeğin vermiş olduğu tepkiler ise bir erkek gibi olmalıdır. Fakat uzun zamandır zamana dair bir problemle yüzleşmek durumundayız. Modernleşen dünyanın hızla bireyselleşmesi ve ardından gelen toplumsal problemler. Dünya bireyselleştikçe insanlar toplumdan soyutlanmaya başlıyor. Toplumdan soyutlanan bir varlık haline gelen insan kendine rol model olabilecek veya cinsiyet rollerini öğretecek bir model de bulamıyor ne yazık ki. İnsanlar modern yaşamın koşullarına uyum sağlamaya başladıkça toplumsal rollerini yitirmeye başlar. Böylece cinsiyet farklılıkları ortadan kalkar. Bir erkek ve bir kadın kendi rollerinin daha ne olduğunu bilmeden birbirlerinin alanlarına girmeye başlarlar. Bir erkek kadın gibi kadın da erkek gibi davranma eğiliminde olur. Bu cinsiyet rollerinin birbirine karışmaya başlıyor olduğunu gösterir. Bu da aile içinde birtakım beklentilerin karşılanmamasına neden olur. Hızla modernleşen dünyada, bir erkek bir kadın eşit şartlarda yetiştirildiği için, eş ilişkilerinde de bu eşitlik veya benzer rollerin paylaşımı gibi durumlar beklenti haline gelebilmektedir. Mesela bir kadının evine bakmakla yükümlü hale gelmesi, erkeğin mutfak işlerinden sorumlu olması veya çocuk bakımını üstlenmesi rol karmaşasının oluşmasına neden olur.

Hayatın her alanına aynı anda girmeye çalışan erkek ve kadın bireyler, zaman zaman farkında olmadan fıtratları gereğince bir takım beklentilerinin gerçekleşmesini de isteyebilmektedirler. Kadınlar ait olmak, erkekler ise sahip olmak isterken bunu hayatın bir doğallığı halinde değil de, yeterince modernleşememek olarak değerlendirebiliyor. Bir kadının ait olmak, beklentisi kadın olmasından yana gelen bir durumdur. Her kadın başını omuzuna yaslayabilecek bir eş ister, her erkek de sahip olabileceği yani koruyabileceği, kollayabileceği bir eş ister. Fakat modernizmin estirdiği şiddetli bireyselleşme rüzgârına kapılanlar ne bir yere ait olmakta başarılı olurlar, nede bir yere sahip olmakta başarılı olurlar. Bir ailede yaşayan bireyler “ başımın çaresine bakarım, kimseye ihtiyacım yok” diyor ise ve “herkes kendi başının çaresine bakmalı, kimse benden bir şey beklememeli” diyor ise bireysellik had safhada yaşanıyor demektir. Bu gibi ailelerde hiç kimse tam anlamı ile mutlu değildir ve en kötüsü de neden mutlu olamadıklarının da farkında değildirler.

Ayşe Handan Özkan Selim

Klinik Psikolog