Bebekler anne karnındayken, kendisini annesinden münferit bir varlık olarak değerlendiremez. Hatta bazı anne adayları bile bebeklerde oluşan bu hissiyata sahip olabilirler. Bebekle öylesine bütünleşir ve tek vücut olurlar ki, doğum sonrası yaşanan ayrılma ve ayrışma sürecine intibak etmekte sıkıntı yaşayabilirler. Bebek için bu ayrışmanın oluşmasında zamana ihtiyaç vardır. Bebek genellikle üçüncü aydan itibaren etrafındaki insanların ve kendine bakım veren kişinin farklı bir birey olduğunu anlar.

Erken dönemde, anne ve baba yoksunluğu yaşayan çocuklarda ise bir takım sıkıntılar oluşur. Erken döneme ilk bebeklik dönemi de denir. Bu dönemde bebeğin kendini sevecek bir varlıkla güvenli bir bağ kurması beklenir. Bu bağı canlı tutacak kişiler çoğunlukla annelerdir. Anneler erken dönemde bebekleriyle öylesine derin bir diyalog içine girerler ki bu süreçten sonra yani erken bebeklik döneminde güvenli bir bağ ilişkisi içine girilmişse, bebekler hem çocukluk hem de yetişkinlik dönemlerini daha rahat geçirirler. İnsanlara güvenmeyi, sevmeyi, saygın olmayı, sosyal ilişki ağlarını güçlendirmeyi bilir ve huzurlu yaşayabilirler.

Fakat her yeni doğan bebek, yukarıda anlatılanlar kadar şanslı bir iletişim ve ilişki ağı geliştirebilecek bir anneye ve babaya sahip olamayabilir. Yurtlarda çok fazla çocuğa sürekli değişen bakıcılar tarafından hizmet verilmektedir. Bu nedenle yetimhane ortamlarında kalan çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimleri yaşıtlarına göre farklı olabilir. Dokunulma, kucaklanma ve sıcaklık gibi uyaranların daha az olması, bu çocukların ruhsal gelişimlerini tamamlamalarında sıkıntı oluşturur. Aile ortamında büyüyen, sağlıklı gelişen çocuklara nazaran ebeveyn yoksunluğu yaşayan çocuklar yaşıtlarından daha geç konuşabilir ve uyaranlara geç tepki verebilirler. Genellikle toplumsal ilişkilerde rahat değildirler. Kendilerine olan güvenleri oldukça düşüktür. Önlerinde sağlıklı özdeşim kurabilecekleri bir ebeveyn olmadığı için suça eğilimleri daha yüksektir.

Güzel bir çocukluk dönemi geçirmek için erken dönemde annenin veya annenin yerine geçen bakıcının çocukla teke tek iletişim kurması, sevgi ve güvene dayalı bir ilişkisi kurması sağlıklı bir birey olarak yetişmesi için çok önemlidir. Bunlardan yoksun büyüyen çocuklar ruhsal problem yaşayabilir ve değersizlik/dışlanmışlık duygusunu çok derinden hissederler. Bu değersizlik duygusunu kapatabilmek ve kendilerini daha değerli hissedebilmek adına kendileri gibi kalbi kırık arkadaşlar edinip yanlış yollara başvurabilir, suça meyledebilirler.

Bu nedenle çocukların topluma kazandırılmaları için, toplumsal duyarlılık projeleri geliştirilmelidir. Duygusal olarak sorun yaşayan anne-babalar eğitim programlarına tabi tutulmalı ve psikolojik destek almalıdır. Anne olmanın, baba olmanın önemi hakkında aileler daha fazla bilinçlendirilmelidir. Dar gelirli çok çocuklu aileler için sosyo-ekonomik destek sağlanmalı, çocukların nasıl daha iyi yetiştirilebileceğine dair yeni evlenecek bireylere geniş kapsamlı eğitim programları oluşturulmalı ve bu eğitimler donanımlı kişiler tarafından verilmelidir.

Ayşe Handan Özkan Selim

Klinik Psikolog