Oyun ve Çocuk

Çocuğun kendini ifade ettiği en önemli araçlardan biri oyundur. Çocukların hem sosyal, hem zihinsel, hem de motor gelişimine etkisi büyüktür. Gelişimsel açıdan değerlendirildiğinde, doğumdan iki yaşına kadar olan süreç “bebeklik dönemi” olarak bilinir. Bebeklik döneminden sonra iki ile altı yaş arasındaki döneme “ilk çocukluk” dönemi denir. İlk çocukluk döneminden sonraki altı ile on iki yaş arasına ise “ikinci çocukluk” dönemi olarak isimlendirilir. Doğumdan sonra ilk iki yaş dönemine kadar tüm bebekler annelerine veya kendilerine bakım veren kişiye bağımlıdır. Sürekli bütün ihtiyaçlarının anne tarafından giderildiği bu zaman aralığında bebek çevresi ile ilişki içinde olmaktan da kendini alamaz. Bu nedenle, ilk çocukluk dönemine girdiği zaman sosyal becerileri de hızla gelişmeye başlamıştır.

İlk çocukluk döneminde anneye sürekli bağımlılık durumunda azalmalar görülür. Çocuk vaktinin büyük bölümünü hareket ve keşif halinde geçirmektedir. Her şeye dokunmak ve anlamaya çalışmak için çabalar. Kendince değişik malzemeleri gözlemler, evdeki olayları ve bazı kişileri taklit etmeye başlar. Gözlem yaparak bazı beceriler elde eder. Mesela evde konuşulan dil, konuşma şekli, en çok uğraşılan uğraşlar çocuğun hayatını şekillendirir. Çocuğun yaşadıkları olaylar üç yaşından sonra oyunlarına da yansır. Oyunlar, çocukların iç çatışmalarını ve bu çatışmalarla baş etmelerini yansıttıkları bir alandır.

Çocuk günlük olayları kendi algıladığı şekilde, oyunlarında da malzeme olarak kullanır. Evde babasını ev eşyalarını tamir ederken gören bir erkek çocuğu, kendine ait birçok oyuncağı ve aleti onarmaya çalışır. Evde yemek yapan ve çocuklarını besleyen bir anne modeli ile yaşayan kız çocuğu ise, oyuncakları ile aynı durumu yaşar. Bebeklerini uyutur, yedirir. Bu çocukların kendi hemcinsleri ile sağlıklı özdeşim kurduğunu ve sağlıklı olarak geliştiğini de gösterir. Erkek çocuklarının babasının davranışlarını taklit eden oyunlar kurması, kız çocuklarının ise annelerinin davranışlarını taklit eden oyunlar oynaması çok normaldir. Bu durum yaşlarına ve sosyal gelişimlerine uygun davrandıklarının da bir göstergesidir. Oyun oynamak, çocuğun kendi kendine kurguladığı bir aktivitedir. Gerçek hayata daha çabuk adapte olmalarına da yardımcı olur. Oyun oynadıkları için zihinleri sürekli üretkendir.  Genellikle birden fazla kişi ile oynamak gerektiği için, sosyal iletişim becerilerini daha çok arttırır. Aynı zamanda toplumsal kuralların, cinsel kimliğin en çok kazanıldığı alanlardır.

Oyun oynayan çocuklar genellikle daha huzurlu, üretken, akademik başarı oranları daha yüksektir. Bulundukları her ortamda ilgisini çekebilecek nesneler bulup bir araya getirerek vakit geçirebilir. Oyun oynayarak vakit geçiren çocuklar, hoş olmayan davranışlar gösterdiklerinde ne tür kurallarla, sınırlamalarla karşılaşacaklarını akran ilişkisi içinde öğrenmiş olur. Bu da çocuklardaki genel uyum sürecini olumlu yönde etkiler.

Ayşe Handan Özkan Selim

Klinik Psikolog

Bir Cevap Yazın